İşverenler Kanser Hastaları Üzerinden Halkın Sağlık Hakkını mı savunuyor!

Geçtiğimiz günlerde çoğu basın-yayın organında ‘’Sigara içen akciğer kanseri hastalarının ilacı ödenmeyecek!’’ başlığı ile birçok haber yer aldı. Bu haberlerde özetle; Akciğer kanseri,Multipl skleroz (MS), Lösemide kullanılan Erlotinib,Fingolimod, Azasitidin, Krizotinib etken maddeli ilaçların,SUT’ ta yer almadığı! ’’ ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından parasının ödenmediği” belirtilmektedir.

Bu haberler sonrası kamuoyunda sigara içimine bağlı olarak gelişen akciğeri kanseri tedavisi konusunda neler oluyor sorusu sıkça sorulmaya başlandı. Bu duruma ilişkin Sağlık Uygulama Tebliğine (SUT) ve yapılan açıklamaya yakından bakarak “neler oluyor’’ sorusuna birlikte yanıt arayalım!

  • Bahse konu etken maddeli ilaçlar daha önceki tarihlerde de SUT’ta mevcut olup kullanım talebinde yeni bir değişiklik yoktur.
  • SGK, 3 Şubat tarihli duyurusunda ise; Sağlık Bakanlığından endikasyon dışı kullanım için izin belgesi verilen ilaçlara ait özel şartların SUT’a uygun olmasını ve basamak tedavilerine uyulmasını istemektedir.
  • SGK, akciğer kanseri olan hastaların ilaç parasını ödemek için ‘hiç sigara kullanmamış’ olması şartını getirdi iddiası gerçeği yansıtmamaktadır.
  • ‘Hiç sigara kullanmamış’ olmaması şartı ilacın prospektüsündeki endikasyona bağlıdır.
  • Erlotinib etken maddeli ilacın prospektüsünde “Daha önce en az bir basamak kemoterapi uygulanmış ve yanıt alınamamış veya progresyon gösteren, lokal ileri veya metastatik evrede bulunan, sigara kullanmamış ve histopatolojisi adenokanser (bronkoalveolar kanser dahil) olan küçük hücreli olmayan akciğer kanserli hastaların tedavisinde endikedir.” endikasyonu bulunmaktadır.
  • Eczacı İşverenleri belirtilen etken maddeli ilaçların, prospektüsünde belirlenen endikasyonlarının genişletilmesi ve belirlenen endikasyonlar dışında da kullanılması talep edilmektedir.
  • Sorunun çözümü için bahse konu etken maddeli ilaçlar için bilimsel çalışma yapan akademisyenler, uzmanlık dernekleri, Türk Tabipleri Birliği, Sağlık Bakanlığı ve SGK yetkilileri bir araya gelerek prospektüste belirlenen endikasyonlar, endikasyon dışı ilaç kullanımı ve kullanım endikasyonunda suiistimallerin önlenmesi konularında ortak karar almalıdırlar.

Bedeli ödenen ilaçlarda süreç şu şekilde işlemektedir:

İlaç firması öncelikle Sağlık Bakanlığına başvurarak ruhsatlandırma ve satış izni almaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu ise SUT’ta yayımlanan bedeli ödenecek ilaç listesinde bulunan ve prospektüsünde yer alan endikasyon üzerinden ilaç bedelini karşılar. Endikasyon dışı ilaç kullanılması ve bedeli ise Sağlık Bakanlığından endikasyon dışı izin belgesi alınması halinde SGK tarafından karşılanmaktadır.

 SONUÇ OLARAK; SGK’nın kendi mali disiplinini korumaya çalıştığı ve kullanım endikasyonunda suiistimal yapıldığını(!) düşündüğü, bahse konu etken maddeli ilaçların endikasyon dışı ilaç kullanımında, basamak tedavisine ve SUT’a uygunluğu konusunda inceleme istediği görülmektedir.

Kamuoyunda yapılan tartışmalarda öncelikle sağlığın bu denli ticarileştirilmesi ve piyasalaştırılmasının yarattığı sakıncaları dile getirmek gerekmektedir. Spekülasyonları engellemek için bilimsel çalışmalara ağırlık verilmeli, ilaç ve tıbbi malzemelerin kamu tarafından üretimi gündeme gelmelidir.

İlaç şirketleri ve işverenler ise önceliği halkın sağlık hakkından ziyade daha çok ilaç satmaya ve karlarını artırmaya vermektedirler.

Yapılan tartışmalarda bahse konu etken maddeli ilaçların hayati öneme haiz olması yanında kutu başı piyasa fiyatlarının yüksek olmasının da (şu anda kutu başı 4 bin TL ile 28 bin TL arasında değişmektedir.) tartışmaların gündeme gelmesinde önemli bir payı olduğunu düşünmekteyiz.

SGK’nın bedeli ödenecek ilaç listesinden birim fiyatı düşük onlarca ilacı çıkardığında ilaç şirketlerinin ve işverenlerinin tepki verdikleri pek görülmemiştir. ( örneğin çocuklar için serum fizyolojik burun damlası(8 TL) ,expektoran şurupların bir çoğu(5 TL) vatandaş cebinden ödüyor.)

Halk sağlığının korunması ilaçla değil, koruyucu sağlık hizmetlerinin öncelenmesi ile olur.

Sağlık hakkını ve iyi hekimlik değerlerini savunan hekim ve sağlık çalışanları olarak piyasaya düşürülmüş siyasetin ‘oyuncusu’ değil, topluma adanmış mesleğin onurlu üyeleri olarak görevlerini performans, ciro baskısı olmadan ve gelecek kaygısı duymadan yapmak istemektedirler.

Dr. Ergün DEMİR, Dr. Güray KILIÇ

( Hekim meclis üyesi, TTB Delegesi )

 

Sevebilirsin...

Siz de yorum ve eleştirilerinizi paylaşabilirsiniz.